BABASIZ EVLER
Savaşları, savaşlarda ölen yaralanan insanları, kahraman askerleri anlatan kitaplar okuyup durmuşuzdur hep. Hatta savaşta geliştirdikleri stratejileri ile ünlenmiş birçok komutan da tanıyoruzdur kitaplar, filmler sayesinde. Yaralanan hatta ölen insanların hikayelerini okudukça tüylerimiz ürperiyordur, ya da savaşı zekası sayesinde kazanan komutanların hikayelerini saygıyla bazen de mutlulukla okuyoruzdur. Babasız Evler de 2. Dünya Savaşını anlatan bir kitap. Fakat bu kitapta ne ölenlere üzülebiliyoruz ne de komutanlara saygı duyabiliyoruz. Bu kitapta konu arda kalanlar. Babasız çocuklar, kocasını kaybetmiş genç kadınlar, oğlunun ölüm haberiyle yıkılan anneler... Bu kitap geriye kalan hayatları anlatıyor, daha doğrusu geriye kalamayan hayatları... Biten bir savaşın bitemeyen acılarından bahsediyor. Babasını fotoğraflardan tanıyan bir çocuğun dilinden anlatılıyor her şey. Kendini ve en çok da kendine gelemeyen annesini anlatıyor. Yaşadıkları toplumda dul kalmanın annesi için ne kadar zor olduğuna değiniyor bazen, bazen de yeni biriyle evlenmenin ne kadar 'ahlaksızlık' sayıldığından bahsediyor. Babasına olan hasretinden bahsediyor küçük bir çocuk.
Betimlemelerle dolu, olay örgülerine yer vermeyen bu kitabın sizi asla güldürüp eğlendireceğini söyleyemem. Sadece savaş sonrasını ve yıkılan aileleri daha iyi anlayabileceğinizi söylerim size. Okumanızı ise şiddetle tavsiye ederim.


